Bazı insanlar vardır, yetenekleriyle değil, pes etmemeleriyle efsane olurlar.
Vincent van Gogh da tam olarak böyle biriydi.
Bugün onun tabloları milyonlarca dolara satılıyor, dünyanın dört bir yanında sergileniyor.
Ama o yaşarken, neredeyse hiç kimse onu fark etmedi.
Hayatının çoğunu yalnız, yoksul ve anlaşılmadan geçirdi.
Ama bir şeyi asla bırakmadı: inancını.
Van Gogh, her gün biraz daha resim yaptı.
Kimse beğenmese de, kimse anlamasa da…
Her fırça darbesiyle, dünyaya kendi gözünden bir anlam katmaya çalıştı.
Çünkü o biliyordu ki, insanın değerini başkalarının alkışı değil, kendi emeği belirler.
Bir gün kardeşi Theo’ya yazdığı mektupta şöyle der:
“Büyük işler bir anda olmaz. Küçük şeylerin birikimiyle olur.”
Bu cümle, bir öğrencinin masasının üstüne asması gereken bir sözdür.
Çünkü ders çalışmak, sınava hazırlanmak da aynen böyledir.
Bir günde olmaz.
Ama her gün biraz daha çalışarak, küçük çabaları biriktirerek büyük farklar yaratılır.
Van Gogh’un hikayesi bize şunu hatırlatıyor:
Kendine inandığında, herkesin sustuğu yerde bile ilerleyebilirsin.
Bazen sonuç hemen görünmez, bazen emek hemen karşılığını vermez.
Ama bu, o emeğin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Belki şu an sen de emek veriyorsun, çalışıyorsun, ama henüz istediğin sonucu alamadın.
Van Gogh gibi düşün:
O da resim yaparken kimse görmedi; ama bir gün, tüm dünya gördü.
Senin de emeğin bir gün ışığa çıkacak.
Yeter ki çalışmaya devam et, sabırlı ol, kendine inan.
Çünkü bazen en parlak yıldızlar, en karanlık gökyüzünde parlar.