Sevgili öğrencim,
Bazen ders çalışırken “Acaba gerçekten başarabilir miyim?” diye düşündüğünü biliyorum. İşte tam da bu noktada sana ilham olacak bir isimden bahsetmek istiyorum: Marie Curie.

Marie Curie, tarihte Nobel ödülünü kazanan ilk kadın… Ama sadece bununla da kalmıyor, aynı zamanda iki farklı alanda Nobel alan tek bilim insanı olma unvanına sahip. Fizik ve kimya gibi en zor alanlarda dünyaya iz bırakmayı başardı. Peki nasıl?

Marie, 1867’de Polonya’da dünyaya geldi. O dönemde kadınların üniversite eğitimi alması neredeyse imkânsızdı. Ama o pes etmedi. Hayallerinin peşinden gitti ve Fransa’ya, Sorbonne Üniversitesi’ne okumaya gitti. Fakat şartlar hiç kolay değildi: Paris’te kaldığı küçük odada kışın soğuktan titriyor, çoğu zaman yemek yemeye parası yetmiyordu. Ama hayalini bırakmadı.

Çalışmaları sırasında, eşi Pierre Curie ile birlikte radyum ve polonyum elementlerini keşfettiler. Bu buluşlar tıp dünyasında büyük devrim yarattı. Kanser tedavisinde kullanılan radyoterapinin temelleri böylece atıldı. Düşünsene, onun sabrı ve inadı sayesinde bugün milyonlarca insan hayata tutunabiliyor.

Ama şunu bilmelisin: Marie Curie’nin yolu sadece başarılarla dolu değildi. Ön yargılar, yoksulluk, hatta sağlığını kaybetme pahasına çalıştı. Yine de pes etmedi. Çünkü o, hedefini kaybetmedi: bilime katkı sağlamak ve insanlığa faydalı olmak.

Sevgili öğrencim, Marie Curie’nin hikâyesi bize şunu hatırlatıyor:
Başarı, kolaylıklarla değil; zorluklara rağmen vazgeçmemekle gelir. Bugün çalışırken zorlandığında, “Ben yapamam” dediğinde, Marie Curie’yi hatırla. Belki sen de kendi hayatında bir devrim yaratacaksın.

Unutma, başarı yalnızca derslerde değil, hayatın her alanında ısrarla denemekten geçer.