Bazı insanlar vardır, adını duyar duymaz “başarı” kelimesi gelir aklına.
Michael Jordan da tam olarak öyle biri.
Ama çoğu kişi onun sadece “efsane basketbolcu” yönünü bilir. Oysa asıl hikaye, başarısından çok pes etmediği anlarda gizli.
Jordan, lise basketbol takımına ilk seçmelerde alınmadı.
Evet, yanlış duymadın.
Bugün milyonların idolü olan o adam, gençliğinde “yetersiz” bulunmuştu.
Ama o gün, evine gidip ağladıktan sonra bir karar verdi:
“Bir daha asla o hissi yaşamayacağım.”
Ve o günden sonra, her sabah diğerlerinden daha erken kalktı, daha fazla çalıştı, daha fazla denedi.
Yıllar sonra NBA tarihinin en büyük oyuncularından biri olduğunda, ondan “başarının sırrı nedir?” diye sordular.
Cevabı çok basitti:
“Kariyerim boyunca 9000’den fazla şut kaçırdım, 300’den fazla maçı kaybettim. 26 kez maç kazandıracak şutu kaçırdım. Defalarca defalarca başarısız oldum. İşte bu yüzden başardım.”
Bir düşün — kaç kez bir sınavda hedefin tutmadı?
Kaç defa denemede istediğin sonucu alamadın?
Belki bazen “ben yapamıyorum” dediğin oldu.
Ama Jordan’ın hikayesi bize şunu öğretiyor:
Başarısızlık, aslında yeniden denemek için yakıt gibidir.
Belki bugün yanlış yaptığın sorular, yarın tam da seni zirveye taşıyacak o farkındalığı oluşturuyor.
Belki bugün moralini bozan bir sonuç, yarın “ben buradan kalktım” dediğin anın başlangıcı olacak.
Jordan hiçbir zaman “en yetenekli” değil, “en kararlı” olmakla kazandı.
Senin de elinde aynı güç var: kararlılık.
Unutma, sınavlar sadece bilgi değil, karakter testidir de.
Yani mesele kaç defa düştüğün değil — her seferinde kalkacak gücü kendinde bulmandır.