Bazı insanlar dünyayı değiştirmek için doğar.
Ama Steve Jobs, dünyayı değiştirmeden önce kendini defalarca yeniden inşa eden bir insandı.

Bugün herkes onu Apple’ın kurucusu olarak tanıyor, ama az kişi hikâyenin başlangıcını biliyor.
Jobs, üniversiteyi yarıda bıraktı.
Defalarca başarısız oldu.
Kendi kurduğu şirketten bile kovuldu.
Ama o, bu süreçte en önemli şeyi fark etti:

“Sevdiğin işi yaparsan, gerçekten fark yaratabilirsin.”

Hayatının dönüm noktası olan bu cümle, aslında öğrencilik yolculuğuna da çok benziyor.
Bazen planlar tutmaz, bazen yollar karışır, bazen motivasyon biter.
Ama sevdiğin hedefe doğru ilerliyorsan, o yolda hiçbir kayıp gerçekten kayıp değildir.

Jobs bir konuşmasında şöyle der:

“Noktalara bakarken geleceği göremezsiniz; onları ancak geriye dönüp baktığınızda birleştirebilirsiniz. Bu yüzden inanın ki, noktalar bir gün birleşecek.”

Bir öğrencinin yolculuğu da aynen böyledir.
Bugün çözdüğün her soru, okuduğun her konu, belki şu anda “küçük” gibi geliyor.
Ama bir gün hepsi birleşip seni hedefinle buluşturacak.
Yeter ki devam et, sabırlı ol ve inancını kaybetme.

Jobs’un başarısının arkasında mucize yoktu; ısrar, merak ve inanç vardı.
O her zaman kusursuz değildi ama hep tutkuyla ilerledi.
Ve o tutku, bir fikirden bir imparatorluk doğurdu.

Senin de kendi “Apple”ın belki bir hedef, bir üniversite, bir gelecek hayali.
Belki henüz yolun başındasın ama unutma:
Her büyük başarı, bir küçük adımla başlar.

O yüzden vazgeçme.
Bugün attığın adım, yarınki “dönüm noktası” olabilir.
Ve kim bilir, belki bir gün senin hikâyen de bir başkasına ilham olur.